Manisa’nın Batı Anadolu’nun aktif tektonik yapısı içerisinde yer aldığına dikkat çeken TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Manisa İl Temsilcisi Jeofizik Yüksek Mühendisi Fatih Şenhisar, deprem güvenliği için mevcut yapı stokunun gerçek durumunun belirlenmesi ve zemin-yapı-fay ilişkisinin bilimsel verilerle ortaya konulması çağrısında bulundu.

25 Eylül 2026 Manisa’da iki bölgede su kesintisi!
25 Eylül 2026 Manisa’da iki bölgede su kesintisi!
İçeriği Görüntüle

Deprem riski yalnızca faylarla sınırlı değil

Manisa ve çevresinde çok sayıda diri fay bulunduğunu belirten Şenhisar, kentteki deprem tehlikesinin sürekli olarak bilimsel çalışmalarla değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Deprem riskinin yalnızca fayların varlığı üzerinden ele alınamayacağını söyleyen Şenhisar; yapıların mevcut durumu, zemin özellikleri, yerel zemin etkileri ve kent altyapısının dayanıklılığının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Yapı stokunun gerçek durumu belirlenmeli

Manisa’daki yapı stokunun deprem riskinin ortaya çıkarılmasında kritik öneme sahip olduğunu belirten Şenhisar, binaların yalnızca yapım tarihlerine göre değerlendirilmesinin yeterli olmayacağını söyledi.

Binaların taşıyıcı sistemleri, kullanılan malzemeler, yapım kalitesi, temel ve zemin koşulları ile zaman içinde yapılan değişikliklerin birlikte incelenmesi gerektiğini aktaran Şenhisar, özellikle eski yapıların yoğun olduğu bölgelerde hızlı bina taramalarının yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti.

Şenhisar, tarama çalışmaları sonucunda öncelikli yapıların belirlenmesi ve gerekli görülen binalar için kapsamlı mühendislik incelemelerinin yapılması gerektiğine dikkat çekti.

Manisa Ovası ve Gediz Grabeni’ne dikkat çekildi

Manisa Ovası ve Gediz Grabeni içerisindeki zemin koşullarının da deprem riskinde önemli bir faktör olduğunu belirten Şenhisar, deprem sırasında zeminin göstereceği davranışın ayrıntılı biçimde araştırılması gerektiğini söyledi.

Yerel zemin büyütmesi, sıvılaşma ve oturma gibi etkilerin özellikle incelenmesi gerektiğini ifade eden Şenhisar, güvenli kentleşme açısından yalnızca binaların dayanıklılığının değil, zemin ile yapı arasındaki ilişkinin de ortaya konulmasının önem taşıdığını vurguladı.

Bu kapsamda jeofizik ölçümler, mikrobölgeleme çalışmaları, zemin büyütme ve sıvılaşma analizleri ile aktif fay araştırmalarının risk azaltma çalışmalarında önemli rol oynadığı belirtildi.

Hedef deprem öncesinde önlem almak

Deprem riskinin yalnızca afet sonrasında gerçekleştirilecek müdahalelerle azaltılamayacağını dile getiren Şenhisar, önceliğin deprem meydana gelmeden önce riskleri belirlemek ve gerekli önlemleri hayata geçirmek olması gerektiğini söyledi.

TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Manisa İl Temsilciliği olarak kentin deprem tehlikesinin bilimsel veriler doğrultusunda değerlendirilmesini önemsediklerini belirten Şenhisar, yapı stokunun gerçek durumunun ortaya çıkarılması ve zemin, yapı ile fay ilişkisinin birlikte değerlendirildiği bütüncül bir risk azaltma yaklaşımının uygulanması gerektiğini ifade etti.

Şenhisar, “Depremi önlemek mümkün değildir; ancak depremin afete dönüşmesini ve can kayıplarını azaltmak mümkündür” dedi.

Kaynak: Haber Merkezi