EKONOMİ

Manisalılar dere yataklarında altın peşinde

Ege Bölgesi’nde yaygınlaşan “kırıntı madenciliği” merakı Manisalıları da dere yataklarına yönlendirdi. Hafta sonlarını Aydın’daki akarsularda geçiren altın arayıcıları, kimi zaman gramlarla ölçülen kazanç elde ederken uzmanlar ise bu yöntemin büyük bir zenginlik sağlamayacağına dikkat çekiyor.

Ege Bölgesi’nde son dönemde yaygınlaşan “kırıntı madenciliği” merakı, Manisalı vatandaşları da dere yataklarına yönlendirdi. Başta Alaşehir olmak üzere Manisa’nın farklı ilçelerinden altın arama tutkunları, hafta sonlarını Aydın’daki akarsu yataklarında geçiriyor.

“Kırıntı madenciliği” olarak adlandırılan yöntemle dere yataklarında klasik eleme teknikleri kullanan vatandaşlar, basit ekipmanlarla altın arıyor. Günler süren çalışmaların ardından kimi zaman küçük miktarlarda altın bulan meraklılar, bazen ise evlerine eli boş dönüyor.

Pan ve savak yöntemi kullanılıyor

Akarsu yataklarından altın aramada en yaygın yöntemler arasında pan (tava) ve savak sistemi yer alıyor. Pan yönteminde dere yatağından alınan kum, tava içerisinde suyla birlikte eleniyor. Hafif malzemeler uzaklaşırken altın parçacıkları dibe çöküyor.

Savak yönteminde ise suyun akışı kullanılarak altının belirli bölgelerde birikmesi sağlanıyor. Bazı arayıcılar küçük su motorlarıyla çalışan düzenekler kullanarak kum ve toprağı eleyip altını ayrıştırıyor.

Yetkililerin izniyle yapılabilen kırıntı madenciliği, bazı vatandaşlar için hobi olarak görülürken bazıları için de ek gelir kapısına dönüşüyor.

Manisa’dan Aydın’a altın mesaisi

Aydın, Manisa, Denizli ve Uşak’ta yaşayan ve sosyal medya üzerinden haberleşen kırıntı madenciliği meraklıları, Aydın’ın Germencik ilçesindeki dere yatağında bir araya gelerek altın aradı.

Grubun üyelerinden ve Aydın’ın Kuyucak ilçesinde yaşayan Ahmet Gür, sosyal medyada “Ege Altın Avcısı” isimli bir grup kurduklarını söyledi.

Yaklaşık 5 yıldır altın aradığını belirten Gür, hafta sonlarını eşiyle birlikte dere yataklarında geçirdiklerini anlattı.

Gür, altın bulamadıkları zamanlarda bile doğada vakit geçirmenin kendilerine iyi geldiğini belirterek, "Bazen günde 3-5 gram altın bulabiliyoruz ama 5 günde 1 gram bulduğumuz da oluyor." dedi.

Doğaya zarar vermeden çalışmaya dikkat ettiklerini ifade eden Gür, "Geçen yıllarda kuraklık vardı, çok olmuyordu. Bu sene dereler kendisini yeniledi. Altın bitse bile su geldikçe altın geliyor." diye konuştu.

Buldukları altınların 19-23 ayar arasında olduğunu aktaran Gür, topladıkları altınları eritip ayar tespiti yaptırdıktan sonra sarraflara sattıklarını söyledi.

“Altını görünce hobi olmaktan çıkıyor”

Manisa’nın Alaşehir ilçesinden gelen Birol Kayalıoğlu da yaklaşık 2 yıldır altın aradığını belirtti.

"Altın aramaya hobi olarak başlıyorsun ama altını gördükten sonra bu hobi olmaktan çıkıyor." diyen Kayalıoğlu, şöyle konuştu:

"Kahvede vakit geçireceğime, çoluğumu çocuğumu alıp dereye gelir vakit geçiririm. Bugün sabahtan bu yana yaklaşık yarım gram altın buldum. Hem günümü değerlendirmiş hem para kazanmış oluyorum. Yeri geliyor günlük 0,30-0,50 gram, yeri geliyor 1-1,5 gram altın buluyoruz. İnşaatta çalışır gibi kürekle, kazmayla çalışıyoruz. Kolay olmuyor ama yorgunluk elime 1 gram altın aldığımda geçiyor."

Uzmandan uyarı: “Büyük bir zenginlik mümkün değil”

Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölüm Başkanı Ahmet Hamdi Deliormanlı, kırıntı madenciliğinin uzun yıllardır bilinen bir yöntem olduğunu söyledi.

Dere yataklarında biriken altınların klasik eleme yöntemleriyle ayrıştırıldığını belirten Deliormanlı, bu bölgelerin birincil yatak olmadığını ifade etti.

Deliormanlı, "Ana yataklardan taşınmış olan altınlar, özellikle derelerin akışkan ortamını yitirdiği bölgelerde, çökelmesi sonucu birikir. Türkiye'de bazı bölgelerde meraklı kişiler ya da hobi amaçlı bu tür üretimler yapılabiliyor. Büyük altın üretimleri ya da büyük bir zenginlik, varlık kazandıracak bir ekonomik gelir bulmak mümkün değil." diye konuştu.

Toplanan altınların genellikle 18-23 ayar arasında değiştiğini belirten Deliormanlı, ayar tespiti yapılan altınların hurda altın olarak satılabildiğini sözlerine ekledi.