Manisa’nın Salihli ilçesinde 13 ayrı noktada jeotermal kaynak aramak için hazırlanan 93 milyon 269 bin 819 TL’lik proje gündeme geldi. Süleymaniye, Poyrazdamları ve Yağbasan mahallelerini kapsayan projede sondaj alanlarından birinin Gölmarmara Gölü Sulak Alanı’nın tescil sınırına yaklaşık 20 metre mesafede bulunduğu belirtildi. Tamamı tarla ve bağ niteliğindeki arazilerde planlanan sondaj çalışmalarında çevresel etkiler, su kullanımı ve atık yönetimi öne çıktı.
13 ayrı noktada sondaj yapılacak
Türkhan Petrol Madencilik ve Enerji Santrali Tic. Ltd. Şti., Manisa’nın Salihli ilçesinde jeotermal kaynak potansiyelini araştırmak amacıyla 13 ayrı sondaj kuyusu açmak için proje hazırladı. 9 Ekim 2026 tarihinde sunulan Proje Tanıtım Dosyası’nda yatırımın toplam bedeli 93 milyon 269 bin 819 TL olarak hesaplandı.
Süleymaniye, Poyrazdamları ve Yağbasan mahallelerini kapsayan proje kapsamında sondajlarda yaklaşık 2 bin 500 metre derinliğe inilmesi planlanıyor. Jeolojik ve teknik koşullara bağlı olarak bu derinliğin değişebileceği, kuyu tasarım tablolarında ise 2 bin 900 metreye kadar uzanan sondaj kademelerinin bulunduğu belirtiliyor.
Proje için belirlenen jeotermal işletme ruhsat sahası 4 bin 734,14 hektarlık alanı kapsıyor. Ancak bu büyüklük, ruhsat sahasının tamamında sondaj yapılacağı anlamına gelmiyor. Çalışmalar, ruhsat alanı içerisindeki 13 ayrı sondaj noktasında yürütülecek.
Gölmarmara Sulak Alanı’na 20 metre mesafede
Projenin dikkat çeken ayrıntılarından biri, sondaj noktalarının Gölmarmara Gölü Sulak Alanı’nın tescil sınırına yakınlığı oldu. Proje dosyasının eklerinde yer alan 6 Ekim 2026 tarihli yer inceleme raporuna göre, 12 numaralı sondaj alanının yaklaşık 20 metre kuzeyinde sulak alanın tescil sınırı bulunuyor. Sekiz numaralı sondaj alanının ise aynı sınıra yaklaşık 120 metre mesafede olduğu belirtiliyor.
Burada belirtilen mesafelerin gölün mevcut su kıyısına değil, tescilli sulak alan sınırına ait olduğu vurgulanıyor. Buna rağmen sondaj faaliyetlerinin sulak alan üzerindeki olası etkilerinin değerlendirilmesi önem taşıyor. Özellikle sondaj sırasında ortaya çıkabilecek çamur, akışkan ve kimyasal içerikli atıkların yönetimi, çevresel koruma açısından kritik başlıklar arasında yer alıyor.
Dosyada jeotermal akışkanların bölgenin jeolojik özelliklerine bağlı olarak arsenik, bor, cıva ve kurşun gibi kirleticiler içerebileceğine de dikkat çekiliyor. Ancak bu maddelerin proje sahasındaki akışkanlarda tespit edildiğine ilişkin bir bulgu sunulmuyor. Gerçek bileşimin kuyular açıldıktan sonra yapılacak analizlerle belirlenmesi gerekiyor.
13 sondajın tamamı tarım arazilerinde
Proje kapsamında belirlenen 13 sondaj noktasının tamamı tapu kayıtlarında tarla veya bağ niteliğindeki taşınmazlarda yer alıyor. Dosyadaki bilgilere göre 11 sondaj noktası tarla, iki nokta ise bağ vasfındaki arazilerde planlandı.
Sondaj noktalarının altısı Süleymaniye, üçü Poyrazdamları, dördü ise Yağbasan mahallelerinde bulunuyor. İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda da proje alanlarının tarım alanı kapsamında kaldığı belirtiliyor.
Şirket, faaliyetler için arazi sahipleriyle anlaşma sağlanacağını ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında gerekli izinlerin alınacağını taahhüt ediyor. İzinler tamamlanmadan çalışmalara başlanmayacağı dosyada özellikle ifade ediliyor.
Proje dosyasındaki yüzey alanı bilgileri arasında da farklılık bulunuyor. Teknik olmayan özet ve yer inceleme tutanağında her sondaj alanı 1.500 metrekare olarak gösterilirken, arazi kullanımına ilişkin bölümde 1.000 metrekare ifadesi yer alıyor. Her alanın 1.500 metrekare olması durumunda 13 sondaj için toplam 19 bin 500 metrekarelik alan kullanılacak. Bu nedenle toplam yüzey alanının netleştirilmesi gerekiyor.
Su kullanımı, sondaj çamuru ve izin süreci
Projede yaklaşık 42 metre yüksekliğinde mobil sondaj kulelerinin kullanılması planlanıyor. Çalışmaların 08.00-00.00 saatleri arasında, günde 16 saat ve çift vardiya halinde yürütülmesi öngörülüyor. Şirketin hesaplamasına göre ayda 25, yılda 300 gün çalışma yapılabilecek. Dosyada 13 kuyunun sondaj süresine ilişkin 26 aylık bir öngörü de bulunuyor. Ancak bu sürenin kuyu başına mı yoksa projenin tamamı için mi hesaplandığı açık değil.
Sondaj işlemlerinde bentonit ve farklı kimyasal katkı maddeleri içeren sondaj sıvıları kullanılacak. Bir kuyuda sondaj sıvısının hazırlanması ve yenilenmesi için azami 180 metreküp su ihtiyacından söz ediliyor. Kuyu tamamlama ve test aşamalarında ise 2 bin 200 metreküpe kadar jeotermal akışkan kullanılması öngörülüyor. Şirket, test sırasında yüzeye çıkarılan akışkanın sızdırmaz havuzlarda tutulacağını ve uygun koşullarda yeniden yeraltındaki rezervuara basılacağını belirtiyor.
Dosyadaki hesaplamalara göre, en yüksek derinlik senaryosunda bir sondaj kuyusundan yaklaşık 229,03 metreküp sondaj çamuru ve kazı kaynaklı katı madde çıkabileceği tahmin ediliyor. Her sondaj noktasında 240 metreküplük çamur havuzu planlanırken, havuz sistemlerinin toplam kapasitesi 495 metreküp olarak belirtiliyor. Atıkların mevzuata uygun yönetilmesi ve sondaj sıvısının yeniden kullanılması taahhüt ediliyor.
Sondaj alanlarına en yakın yerleşim merkezi Poyrazdamları Mahallesi olarak gösteriliyor. En yakın yerleşim merkezine kuş uçuşu yaklaşık 1.860 metre, en yakın konuta ise 1.290 metre mesafe bulunduğu ifade ediliyor. Bununla birlikte iki numaralı sondaj alanının yaklaşık 390 metre güneyinde fabrika binaları, 10 numaralı sondaj alanının yaklaşık 300 metre doğusunda ise bağ veya bahçe evi niteliğinde bir yapı bulunuyor. Dosyada gürültü hesaplamalarının ilgili sınır değerlerin altında kaldığı savunulsa da gerçek saha ölçümleri faaliyetler sırasında önem taşıyacak.
Yer inceleme raporunda ayrıca 13 numaralı sondaj noktasının Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına (TPAO) ait mevcut petrol arama sondaj noktası veya alanıyla çakıştığı belirtiliyor. Bu durumun mevcut altyapı, kuyu güvenliği ve kurumlar arasındaki izin süreçleri açısından değerlendirilmesi gerekiyor.
Şirketin mevcut başvurusu yalnızca jeotermal kaynak arama faaliyetlerini kapsıyor. Kuyulardan elde edilecek sıcaklık, debi ve sürdürülebilirlik verilerine göre ileride jeotermal enerji santrali veya ısıtmalı sera gibi yatırımların değerlendirilmesi planlanıyor. Ancak mevcut proje dosyasında elektrik üretim santrali kurulmasına ilişkin kesin bir karar bulunmuyor. Böyle bir yatırımın gündeme gelmesi halinde ayrıca ÇED süreci yürütüleceği bildiriliyor.
Proje dosyası 9 Ekim 2026’da sunulurken saha incelemesinin 6 Ekim’de gerçekleştirildiği ve inceleme tutanağında o tarih itibarıyla herhangi bir faaliyete başlanmadığının belirtildiği anlaşılıyor. Dosyanın hazırlanmış olması, proje için nihai çevresel uygunluk kararının verildiği anlamına gelmiyor.
Salihli’deki 93 milyon lirayı aşan jeotermal kaynak arama projesinde sulak alan sınırına yakın sondaj noktaları, tarım arazilerinin kullanımı, yeraltı sularının korunması ve sondaj atıklarının yönetimi, izin ve denetim sürecinin öne çıkan başlıkları olacak.




