Korkunç kazanın haberi hepimizin içini burktu, ciğerlerimizi yaktı. Kurtulmaya çalışan bir annenin, evlatlarının ellerinden koparak denizin derinliklerine doğru sürüklenişini çaresizce izlemesi düşüncesi bile hepimizi boğdu.

1999-2001 yılları arasında Kıbrıs’ta görev yaptığım dönemde gördüğüm manzara bugün hâlâ hafızamda.

1974’ten kalan; bozuk, dar ve sert virajlı yollar… Kamu kurumlarının, devlet binalarının ve özel yapıların yetersizliği… Savaş öncesinden kalma derme çatma evlerde yaşamaya devam eden insanlar… Adeta büyük bir değişimi bekleyen bir Kıbrıs vardı karşımızda.

Son yıllarda yaptığım ziyaretlerde ise bambaşka bir Kıbrıs gördüm. Özellikle Gazimağusa-İskele ve Girne bölgelerinde büyük bir yapılaşma başlamış; başta havalimanı olmak üzere birçok ana yol yenilenmiş, kamu binaları modernleşmiş, şehirlerde site ve lüks konutlar yükselmiş. Açıkçası Kıbrıs’ın fiziki görünümünün eski hâlinden çıkarak modern bir şehir görüntüsüne kavuştuğunu görmek sevindiriciydi.

Tam da bu güzel değişimi görmüşken, Girne’ye çok yakın bir mesafede yaşanan bu elim kazanın haberini almak hepimizi derinden sarstı.

Şimdi hepimizin sorması gereken sorular var:

Adada insan hayatını ilgilendiren güvenlik ve denetim mekanizmaları yeterince etkin mi? Olay anında müdahale ve kurtarma çalışmalarında herhangi bir gecikme yaşandı mı? Yaşandıysa bunun nedenleri nelerdir?

Girne’ye bu kadar yakın bir bölgede meydana gelen bir kazaya müdahale sürecinin tüm yönleriyle, bağımsız ve şeffaf biçimde incelenmesi gerektiğine inanıyorum.

Eğer ihmal veya kusur tespit edilirse, sorumluların hukuk çerçevesinde gerekli ve caydırıcı yaptırımlarla karşılaşması gerekir. Ancak bundan da önemlisi, denetimlerin yalnızca izin ve ruhsat aşamasında değil, faaliyet süresince düzenli ve etkin biçimde yapılmasıdır.

İnsan hayatının söz konusu olduğu hiçbir alanda “oldu bitti” anlayışına yer olmamalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin imkân ve kabiliyeti güçlüdür. Yeter ki zamanında önlem alınsın, denetimler etkin yapılsın ve meydana gelen olaylara hızlı ve koordineli şekilde müdahale edilsin.

Kıbrıs’ta yaşanan bu acı olay, yalnızca bir kazanın değil; güvenlik, denetim ve kurtarma mekanizmalarının yeniden ve ciddi biçimde sorgulanması gereken bir sürecin başlangıcı olmalıdır.