Sanki kendimiz çok temizmişiz gibi, birilerini “çok temiz”, birilerini “çok pis” ilan ederek birbirimize atıp tutuyoruz.
Ben buradan milletimin adına herkese haykırıyorum:
Gözümüz aydın! Kimsenin kimseden farklı bir tarafı kalmadı artık. Hepimiz hırsız olduk!
Şimdi şapkanızı önünüze koyun ve hep beraber düşünelim:
Nasıl hırsız olduk?
Nerede yanlış yaptık? Ne zaman bu hâle geldik?
Artık babadan oğula geçen milletvekilliği başta olmak üzere, nedense her dönemde milletvekili seçilen, hiçbir seçimi ıskalamayan; siyaseten bir harcayıp karşılığını bin alanları gördük.
Havuzun başında durup, havuzdan akan suyu sadece kendi yandaşlarına el altından akıtan; sahadaki garibanı ise kendi başına bırakanları da gördük.
“Ben Atatürkçüyüm, ben sosyalistim, ben devrimciyim, ben garibanın hakkını korumak için mücadele ediyorum.” diyerek, hırsızlığın en daniskasını patavatsızca yapanları; Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i kendi çıkarları için kullananları da gördük.
Paylaşımlarında ve söylemlerinde dini duyguları kullanarak, “Biz haram yemeyiz, Allah’tan korkarız.” deyip arka planda utanmadan, sıkılmadan, hiçbir şey olmamış gibi hırsızlığı en üst seviyede yapan ey din tüccarları!
Sizi de gördük.
“Devletin malı deniz, yemeyen keriz.” edasıyla devletin bütün imkânlarını kendi menfaatlerine kullanan, sahadaki gariban vatandaşın geçimini zorlaştıran, insanımızı maddi sıkıntılara sokan ey vicdanı körelmiş insanlar!
Sizi de görüyoruz.
Açıkça söyleyelim:
Sizi, birçok terör örgütünden daha tehlikeli görüyoruz.
Çünkü terörün ateşiyle bireyler şehit olur, insanlar ölür. Fakat sizin yaktığınız ateş, toplumun tamamını vuruyor; insanların devletine, adalete ve birbirine olan güvenini yok ediyor.
Elbette bu ateş bir gün size de dönecektir.
SAYIN CUMHURBAŞKANIM…
Her şey tamam, güzel. Dışarıdaki imajımızın bence gayet iyi olduğunu düşünüyorum. Millî savunma alanında geldiğimiz nokta gerçekten gurur verici.
Kurban olayım, ne olursunuz bu hırsızlara ciddi bir el atın.
Nereden başlayacaksanız başlayın, kime dokunacaksanız dokunun.
Çünkü biz biliyoruz ki birçok şey size doğru anlatılmıyor. Her şey günlük gülistanlık gösteriliyor.
Nasıl ki memleketimizin kalkınması ve huzuru için bir barış süreci başlattınız ve artık ülkemizde inşallah barışın hâkim olmasını umut ediyoruz;
Şimdi de memleketimizde bir adalet seferberliği başlatmanızı istiyoruz.
Sadece çok zor şartlarda nafakasını kazanmak için dükkânını açan bir berber esnafının başına iki maliyeci dikmek yerine, milyonlarca liralık, hatta milyonlarca dolarlık haksız kazançların peşine düşülmesini istiyoruz.
Çünkü milyonları çalanlara, çaldıktan ve soyduktan sonra maliye gönderirseniz ne olacak, göndermezseniz ne olacak?
Önemli olan çalmadan önce müdahale etmek.
Önemli olan adaleti, hırsızlık yapıldıktan sonra değil; hırsızlık yapılmadan önce işletmek.
HEP BERABER KENDİMİZDEN BAŞLAYALIM
Bütün hırsızlıkların sona ermesi temennisiyle, bütün yurttaşlarımızı önce kendilerinden başlamak üzere bu düzenin yanlışlarına son vermeye davet ediyorum.
“Neden kendimizden başlayalım?” diye sorabilirsiniz.
Çünkü bugün tenkit eden de çalıyor, söyleyen de çalıyor.
Bir başkasının yaptığı hırsızlığı eleştirirken, kendi yaptığımız küçük haksızlıkları görmezden geliyoruz.
Oysa hırsızlığın büyüğü küçüğü olmaz.
Hak, haktır. Haram, haramdır. Haksızlık, haksızlıktır.
Öyleyse artık birbirimizi suçlamadan önce aynaya bakalım.
Şapkayı önümüze koyalım.
Ve hep beraber kendimizden başlayalım.
Artık çalmayalım.
Çaldırmayalım.
Haksızlığa sessiz kalmayalım.
Haksız kazanca ortak olmayalım.
Çünkü bu memleket hepimizin.
Ve adalet, sadece başkasına lazım olduğunda hatırlanacak bir kavram değildir.
Adalet hepimize lazım.
Hep birlikte daha temiz, daha dürüst ve daha adil bir Türkiye temennisiyle…